Serdar Şahin
@montro
montrö boğazlar sözleşmesi nin türkiye'ye sağladığı yararlar ve zararlar

Sedat Peker Yalanları ve Muhalefet mafya ilişkisi

CİA ve BAE kuklası yalancı Sedat Peker 2016 da CİA MOSSAD tarafından yazılan hatta Michael Rubin tarafından kaleme alınan senaryoyu uygulamaya geçirdi. Michael Rubin 2016 da 3. Darbenin Sedat Peker ile yapılmaya çalışılacağını belirtmiş. Buradan yazdığı yazısına ulaşabilirsiniz https://www.aei.org/foreign-and-defense-policy/middle-east/the-next-phase-in-turkeys-political-violence/

Sedat Peker'in 2000 den beri CİA ile görüşmeleri de mevcuttur hatta bu oda tv de ve diğer medyalarda haber olmuştur. 2016 Oda tv haber linki https://odatv4.com/cia-ile-gorusmemi-aciklayacagim-1410161200_m.html

 

Sedat Peker, CİA MOSSAD BAE ile oturup Türkiye için iyi şeyler konuşacak değiller heralde değil mi? 

Gelelim Bu yalanları tek tek açıklamaya. İlk önce Hadi Özışık görüntülü konuşma videosu ile başladı bu yalanlarına. Hadi Özışık Peker için sözde bakan ile aracılık yapmış. Zaten buna ilk videoda asla inanmamıştım.

Çünkü Sedat Peker Hadi Özışık'a görüntülü konuşma esnasında diyor ki "Sen görüştüm dedin ya abi işte o yüzden şahit olarak bunu ifşa etmek zorunda kaldım. ..

Peki Hadi özışık pekere ne cevap veriyor? Diyor ki; "Hayır, görüşen ben değilim görüşen Süleyman özışık diyor. Ve ekliyor "Süleyman Özışık görüşüyor ben degil! orada Hadi Özışık kısmını kırparsan sorun olmaz" diyor. Sedat peker burada kendinin keklendiğini anlaması lazım, çünkü anladığımız kadarıyla Hadi Özışık Peker'e "Senin hakkında bakanla görüşeceğim yada görüştüm" diyerek keklemiş.. Ama bunun adına Sedat Pekere yaranmak diyelim ama geçiştirmek için bunu demiş diyelim.. 

Sonra 2. Yalanına gelecek olursak Reşat Hacıfazlıoğlu ile Telefon Konuşması.. Bu telefon görüşmesinde zaten aracı yapmaya çalıştıkları kişileri ve kendi yalanlarını da kendi deşifre ediyor. "Bana pislik dedi Bi konuş abi ya" gibilerinden bişeyler ima ediyor. Reşat Hacıfazlıoğlu da "Ben bi onunla konuşurum" deyip geçiştiriyor. Bu telefon görüşmesinde "Biz bakanla senelerdir görüşüyoruz, ben ona yardım ettim o bana yardım etti" gibi kelimeler sarfediyor.. 

Ama Sedat Peker'in 5. Bölüm "İrfan aydın açıklaması" videosunda içişleri bakanı Süleyman Soylu'yu kastederek "Ben Sayın Bakanla hayatımda bir kere yanyana gelmedim veya özel dostluğu gerektirecek hiç bir şeyimiz olmadı" diyor. .. Burada youtube videosunu 28. Dakikadan itibaren izlerseniz anlayacaksınız https://youtu.be/8syc8eK7k_g

Şimdi bazı mallar diyor ki; "Dönüş biletimdi" diyor diye yalanı dolaylı yollar ile kamufle etme derdindeler. Sedat peker yalancısı şayet yıllardır senelerdir Bakan ile görüşüyor ise bir aracıya neden gerek duysun ki? Kaldı ki aracı diye konuştukları insanlarda bakanla asla görüşmediklerini ve sedat pekeri geçiştirmek adına bunu söylediklerini itiraf ettiler. ..

Yani bu Sedat peker denilen Yalancı şahıs milletin gözünün içine baka baka yalan konuşuyor. Ee tabi haliyle yalanında alıcısı çok olur derler. Kaldı ki üstelik bu yalancı şahıs "BEN ASLA YALAN KONUŞMAM" diyen biri…

Demek ki Neymiş? "Ben asla yalan konuşmam" diyen biri en çok yalan söyleyen biridir sözü doğruymuş..

 

Gelelim Sedat peker yalancısının Venezuela uyuşturucu ticareti yalan iftirasına. Yine bu iddiasında belge yok ve Aslında Burada kişiler üzerinden devleti hedef aldığı net şekilde belli oluyor. Ne diyor peki? Erkam yıldırım'a iftira atarak devletin uyuşturucu ticareti yaptığını ima etmiyor açık açık söylüyor.

Be Hey bu Sedat peker Yalancısına inanmaya hazır güruh! Bi kere Yurtdışına tatile geziye vs vs giden her iş adamı veya Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkes illaki uyuşturucu ticareti için mi gidiyor?

Kaldı ki Muhalefet Venezulaya gitmiş gidende CHP İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç... https://odatv4.com/chp-venezuela-yolunda-05122009_m.html

Ne yani şimdi Muhalefette mi uyuşturucu ticareti için gidiyor demeliyiz.!! Ayrıca 2020 ve 2021 de Venezuela'dan 1 gram bile peynir ithalatı yapılmışta değil üstelik. Cumhurbaşkanlığı tarafından kontenjan tarifesi düzenlemesi için kararmame çıkarılmış ama henüz ithalat yapılmamış.

Gelelim Mit Tırları Konusuna.. Herkes bilir ki Mit Tırları konusu fetö ergümanıdır. Sedat peker ne diyor? Benim adıma yüklenen tırların içinde belki de değil yüksek ihtimalle silah vardı diyor.. Bakınız bu linkte Tırlara yüklenen yardım malzemelerini resmeden fotoğraflayan şahıs "içlerinde ne var bilmiyorum" diyen Yalancı sedat peker. Linkten ulaşabilirsiniz.. https://twitter.com/sedat_peker/status/667578545972060160?s=19

ÖYLE BİR İDDİA İLE KARŞI TARAFA SORUŞTURMA AÇILACAK İSE BEN OTURDUĞUM YERDE 1000 TANE AYRI AYRI YALANLAR VE İFTİRALAR ATARAK İDDİA ÜRETEYİM VE HER İDDİAM İÇİN KARŞI TARAFA SORUŞTURMA AÇILSIN VE HER İDDİAM VE İFTİRAM İÇİN YARGILANSIN... İŞTE SOL ÇOMAR MUHALEFET KAFASI BUNU ANLAYACAK KAPASİTEYE SAHİP DEĞİL..

 

ÇOMAR KESİME "BABAN ANNENİ SATIYORMUŞ" DİYE BİR İDDİA EDEN OLSA DEMEK Kİ İNANACAKLAR..

EEE BOŞUNA DEMİYORUZ. TÜRKİYE'DE CAHİL OLDUĞU KADAR APTAL BİR MUHALEFETE DE SAHİBİZ

Yalancı Sedat Peker En son zaten niyetini belli etti. Recep Tayyip Erdoğan a yok efendim seninle helalleşecegiz vs vs demeye başladı. Tahminen yine kanıtsız ve mesnetsiz yalan iftiralarına devam edecek.. Biraz gecikme sebebi ise senaryoyu CİA nın yazması sebebiyledir. 

Sedat Peker'in 2005'te kelebek operasyonu ile yakalanıp yargılanıp cezaevine girip 2014 te cezaevinden çıktıktan sonra miting yapma sebepleri iktidara yaranmak adına olduğu korktuğu için yaptığı bellidir. Çünkü Sedat peker yalancısının cezaevinde en çok kaldığı dönem ak parti dönemidir.

Ondan önceki dönemlerde Sedat Peker ve adamları yargılanıyor ve yargılandığı davada adamlarına müebbet veriyorlar ama çete lideri ne hikmetse tahliye oluyor... Ondan sonra yargılandığı davada 9 seneye yakın ceza alıyor 8 ay yatıp çıkıyor.. Enteresan...

 

Demek ki Ak parti öncesi Devlet Mafya ilişkisi varmış ki bu adamı sürekli serbest bırakmışlar ...

Bakınız Kime daha yakın olduğunu sedat peker yalancısı geçmişte zaten itiraf etmiş 
 

https://twitter.com/sedat_peker/status/687993554724089856?s=19

Sedat Peker Kemal kılıçdaroğlu'na diyor ki; 3-eğer ben mafyaysam parti yöneticilerinize,vekillerinize sormanız gerekmezmi, bir mafyaya neden ziyarete gidiyordunuz diye @kilicdarogluk

Sedat peker Chp li Gürsel Tekin'e diyor ki; 8-birilerine yakın olmakla suçlanacaksam, söylediklerimden anlaşılacağı üzere ben size daha yakınım.@gurseltekin34
https://twitter.com/sedat_peker/status/653253555558723585?s=19

Sorgulanmaya Başlanacaksa şayet cittiri b*ktan göz boyama amaçlı yaptığı mitinglerden değil buradan başlanmalı... Neden ziyarete gittiniz Bu mafyaya Kemal kılıçdaroğlu ve CHP liler??

128 milyar dolar nerede CEVABI

"128 milyar dolar nerede" yalanı ile günlerdir hatta aylardır sol çomar kitlesini kandıran faik öztrak çomar başının 2017 de merkez bankası Net Döviz rezervinin 30 milyar dolar olduğunu kendi ağzı ile söyleyip twitter de paylaşmış.

 

Sol çomar kitlssine tavsiyemdir! Böyle yalancı üç kâğıtcı ne idüğü belirsiz insanların peşinden gidip her söylediklerine inanmak gibi bir hataya düşmeyiniz yoksa her defa rezil olursunuz.. 

 

 

128 milyar dolar nerede algısının aslında koca bir yalan olduğunu belge ile ispat edeceğim 

 

Yalanın Merkezi Cumhuriyet Halk partisi genel merkezi dememizdeki sebep bellidir. 

 

 

 

Bunu paylaşma sebebimiz, Sol çomar kitlesini yalanları ile kandıran çomar başı öztrak ve kılıçdaroğlu nu ifşa etmektir. 

 

 

 

"128 milyar dolar nerede" yalanı ile günlerdir hatta aylardır sol çomar kitlesini kandıran öztrak çomar başının 2017 de merkez bankası Net Döviz rezervinin 30 milyar dolar olduğunu kendi ağzı ile söyleyip twitter de paylaşmış.

 

Buradan paylaştığı linke ulaşabilirsiniz https://twitter.com/faikoztrak/status/841723395800780800?s=19

 

Sol çomar kitlesine tavsiyemdir! Böyle yalancı üç kâğıtcı ne idüğü belirsiz insanların peşinden gidip her söylediklerine inanmak gibi bir hataya düşmeyiniz yoksa her defa rezil olursunuz.. 

 

 

angepinnt

Montrö boğazlar sözleşmesinin Türkiye'ye sağladığı yararlar ve zararlar nelerdir?

Montrö boğazlar sözleşmesinin Türkiye'ye sağladığı herhangi bir yarar yoktur. Böyle antlaşmaya baştan düşüncesiz şekilde imza atılması tamamen Türkiye'nin zararınadır. 

 

Montrö boğazlar sözleşmesinde aleyhimize olan bir antlaşmadır. Çok uzatmadan kısa ve anlaşılabilecek şekilde yazacağım. 

 

Montrö boğazlar sözleşmesinde savaş zamanı olmasa bile savaş gemilerinin boğazlardan geçebileceği ve kara sularımızda kalacağı açık şekilde belirtilir. Savaş zamanı Ancak ve ancak Türkiye savaşan ise buna engel olabiliyor ama savaşan değilse her halükarda savaş gemilerinin geçmesi mümkün. Bu da Türkiye için neresinden bakarsanız bakın zarardır ve tehdittir. Savaş zamanı olmadığı zamanlarda her şekilde savaş gemilerinin bogazlardan geçip bizim kara sularımızda kalmaları zaten yararına bir antlaşma olmadığı gösterir.

 

Bir diğer zararına olduğu kısım şudur ki; Türkiye, Boğazlar'dan geçiş yapan gemilerden aldığı ücretlerde yıllardır uyguladığı yüzde 75'lik indirim nedeniyle trilyonlar kaybediyor. Üstelik bu büyük indirime rağmen bazı gemiler hiçbir ücret ödemeden geçip gidiyorlar. Türkiye'nin tüm bu kayıpları sineye çekmesinin nedeni ise ilginç: Montrö'yü korumak.. 

 

İstanbul ve Çanakkale Boğazları, 1983'te darbe hükümeti zamanında Bülent ulusu başbakanlığında alınan Bakanlar Kurulu kararı nedeniyle her yıl trilyonlarca liralık zarara uğruyor. 6138 sayılı bu karara göre Türkiye 1936 yılında imzalanan Montrö Anlaşması ile kendisine tanınan, Boğazlar'ı kullanan gemilerden aldığı ücretlerde yüzde 75 oranında indirime gidiyor. Fener, tahlisiye ve sağlık ücretlerinde uygulanan bu indirimin yıllık faturası 150 milyon dolara (45 trilyon TL) kadar yükseliyor. 

 

BOŞA GİDEN 62 YIL

 

 

 

1936 tarihli Montrö Anlaşması bu ücretlerin altın frank üzerinden ödenmesini kayda geçirmiş bulunuyor. Ancak 1936'da 1.20 TL olan altın frank kuru 1982'ye kadar aynı bırakılmış. Tabii ücretlerde enflasyon nedeniyle büyük bir gerileme olmuş. 1982 yılında Bülent Ulusu'nun başbakanlığı döneminde gerçek kur belirlenmesi için bu konu masaya yatırılıyor. Ancak, altın frankın tedavülden kaldırılmış olduğu için, altın miktarının dolar karşılığı bulunuyor. Ve bir anda fener, tahlisiye ve sağlık ücretleri reel olarak 10 kat artıyor.

 

 

 

Türkiye'nin anlaşmada belirlenen gerçek ücrete dönüş yapması üzerine özellikle Rusya ve Yunanistan ayağa kalkıyor. Bu kez transit gemiler hiçbir ödeme yapmadan geçip gidiyor Boğazlar'dan. Bunun da ötesinde yabancı ülkeler Türkiye'nin Boğazlar'da Montreux ile belirlenen seyir güvenliğini sağlamadığını iddia ederek anlaşmayı tartışmaya açmak istiyorlar. İşte bu noktada Türkiye geri adım atıyor ve %75 indirime giderek büyük bir zarara yol açıyor. 

 

Montrö boğazlar sözleşmesi öylesine zarar bir antlaşma ki; Montrö yu fesh etsen bile boğazlardan savaş gemileri gecişi yine serbest yani şöyle anlatalım; "aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık" çünkü montrö sözleşmesi feshedilse bile diğer ülkelerin savaş gemilerinin gecişi serbest olacağı yönünde madde var. 

 

Yani şöyle anlatalım Montrö boğazlar antlaşmasını feshetsek bile Kendi kara sularınızda başka ülkelerin savaş gemileri her halükarda cirit atacak. Zaten Montrö boğazlar sözleşmesinden çekilmesekte, antlaşmaya göre diğer ülkelerin savaş gemilerinin geçişleri ve kalmaları serbest. 

 

 

Türkiye, yüzde 75'lik indirim nedeniyle kaybettiği trilyonlarca liranın yanında Boğazlar'dan hiçbir ücret ödemeden geçen gemilerin maddi kayıplarıyla da karşı karşıya kalıyor. Bu konuda en fazla sabıkası olanlar, Rus, Suriye, Honduras ve Ukrayna bandıralılar. Geçtiğimiz senelerde Sadece 1999 yılının dokuz ayında Boğazlar'dan borç takıp giden gemi sayısı 432. Bu dönemde 102 kaçak geçiş yapan Ruslar'ın bir rekoru da kaza sayısında: Toplam 106 kaza yapmışlar. Yani kazaların altıda biri.

 

 

Gemiler borç takıp gidiyor ama hemen ardından bir hukuk savaşıdır başlıyor. 618 sayılı Limanlar Kanunu'na göre devlet malına verilen zarardan ve liman ile ilgili masrafların ödenmesinden; kaptan, donatan ya da gemi acentesi müteselsilen sorumlu bulunuyor. Ancak birinci sırada borçlu olan gemi kaptanından parayı almak kolay değil.

 

 

 

Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma Genel Müdürü Hücum Tulgar, transit gemiyi durdurmanın uluslararası sorun yaratacağını belirtiyor. ‘‘Gemiyi durdurma kararı aldık diyelim. Fiili olarak ne yapacaksınız? Donanma'dan yardım mı isteyeceksiniz? Tekneyle aborda olup gemiye mi atlayacaksınız? Dur dedik durmadı, o zaman batıralım mı gemiyi?’’

 

 

Yabancının borcunu Türk acenteler ödüyor

 

 

Fener borçlarını gemi kaptanından alamayan Türkiye, gemi donatanının yanı sıra sahibinin peşine düşmek zorunda. Ancak dünyanın dörtbir yanındaki gemicilik firmalarına dava açmak, icra işletmek mümkün değil. Bu durumda Türkiye kaptandan, gemi sahibinden alamadığı bu borçları en yakındaki yerden yani geminin Türk acentesinden alıyor. Oysa acenteler sadece geminin geçişi ve liman işlerini yürüten kuruluşlar. Acenteler ‘‘Acentelik işi için 100-150 dolar aldığımız bir geminin 3000-4000 dolarlık cezasını bize ödetiyorlar. Yabancı bandıralı geminin borcu Türk acentesinden alınıyor. Bu konuda sabıkalı gemilere dikkat etmekten ve onları müşteri olarak kabul etmemekten başka elimizden bir şey gelmiyor’’ diyorlar.

Onu bunu bilmem ama Lozan hezimetten başka birşey değilmiş. Türkiye'nin aleyhine olacak antlaşmalara imza atılmış . Atatürk Lozanın aslında hezimet olduğunu şu sözleri ile itiraf etmiştir; 

"ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım. Selanik dahil Batı Trakya'yı Türk Hudutları içine katacağım” Mustafa Kemal Atatürk / 1933 

Bu söz, masada kaybedildiğinin açık açık itirafı degil de nedir? Lozan hezimettir diyemezdi heralde açık açık değil mi? 

Ama günümüz sol çomar trolleri bunu asla kabul etmiş değiller. Eee sol çomar olmakta bunu gerektirir zaten. 

Sol çomar ne demek diye soracak olursanız alın size en güzel örnek….